+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden 4 Yaşında Kızım Var Konuşamıyor Tedavisi Nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    4 Yaşında Kızım Var Konuşamıyor Tedavisi Nedir





  2. RüzgarGülü
    Bayan Üye





    Cevap:
    ÇOCUKLARDA KONUŞAMAMA SORUNU
    2 Yaş Çocuğunun Psikolojik Özellikleri
    2 yaş, hareket edebilme ve konuşma becerilerinin kazanılmış olması ile birlikte bağımsızlaşma girişimlerinin görüldüğü bir yaş dönemidir. 2 yaş çocuğu bir taraftan anneye bağımlılığını sürdürürken bir taraftan da kendi başına hareket etmekten hoşlanır.
    Yabancılarla ve yaşıtlarıyla yavaş yavaş ilişki kurmaya başlar. Bağımsızlık duygusu çok önemlidir ve tüm becerilerde bu özellik görülür.
    2 yaş çocuğu inatçıdır, sürekli tutturur, hareketli ve meraklıdır, etrafı karıştırır, olumsuz, kararsız ve isyankar bir tutum içindedir. Her şeyi kendi yapmak ister. Yaptığı işler kısıtlandığında ya da izin verilmediğinde öfkelenir. Anne baba ile sürekli çatışma halindedir. Söylenenin tersini yapar.
    2 yaşla birlikte mutlu, sakin, kolay idare edilebilen ve söz dinleyen çocuk bir anda huysuz, kararsız, mutsuz, sık sık ağlayan ve söz dinlemeyen bir çocuk haline gelir.
    Dil Gelişimi
    2 yaş çocuğunun konuşması yabancılarca da anlaşılır olmaya başlamıştır. Sözcük dağarcığı hızla artar. Kullandığından daha fazlasını anlar. Çocuk ilk önce nesne isimlerini, sonra fiilleri öğrenir. Daha sonra 2 kelimeyi bir araya getirip cümle kurmaya başlar. Dış dünyayı tanımak ve sözcük dağarcığını zenginleştirmek için sık sık sorular sorar.
    Sözcük dağarcığının gelişmesi çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için önemlidir. Kendini ifade etmekte zorlanan çocuk sosyal ilişkiler kurmakta, özellikle de yaşıtlarıyla ilişkilerde zorlanır, dışlanır.
    Konuşma Sorununa Neden Olan Etkenler
    Sağlık: Şiddetli ve uzun süren hastalıklar dil gelişiminin gecikmesine neden olabilir. Hastalık nedeniyle çocuğun isteklerini dile getirmesine fırsat verilmeden her isteğinin yerine getirilmesi konuşma gelişimini geciktirir.
    Zeka: 2 yaştan önce çocuğun çıkardığı seslerin zeka ile bağlantısı olmadığı, 2 yaşla birlikte dil gelişiminin zeka gelişimi ile doğru orantılı olduğu düşünülmektedir.
    Cinsiyet: Erkek çocukların dil gelişimi kızlara oranla daha geriden gelmektedir. Kızlara oranla daha kısa cümleler kurarlar. Sözcük dağarcıkları da kızlarınkine oranla daha kısıtlıdır.
    Aile İlişkileri: Sağlıklı anne çocuk ilişkisi dil gelişimini olumlu yönde etkiler. Çocukla konuşmak, ona kitap okumak, onunla oyun oynamak çocuğun dili düzgün ve etkin şekilde kullanmasını sağlar.
    Konuşmaya Teşvik: Dilin iletişim aracı olarak kullanılabilmesi için çocuğun bunu bir ihtiyaç olarak hissetmesi gerekir. İsteklerini ifade etme olanağı verilmeden her istediği anlaşılan ve yerine getirilen çocukların dil gelişimlerinin yaşıtlarına oranla geriden geldiği görülmektedir.
    Genetik Faktörler: Baba, amca, dayı, birinci derece kuzen gibi aile bireylerinden bir ya da birkaçında geç konuşma sorununun olması durumunda çocukta görülen konuşma sorununun genetik bir yatkınlıktan kaynaklandığı düşünülebilir.
    Gelişimsel Problemler: Yaygın gelişimsel bozukluk ya da otizm gibi dil gelişiminin etkilendiği durumlarda çocuk ya hiç konuşmaz ya da dili etkin şekilde kullanamaz.
    Televizyon: Televizyon karşısında çok uzun süre geçirilmesi, özellikle reklam ve klip gibi hızlı geçişlerin olduğu görüntüler dil gelişiminin gecikmesine neden olmaktadır.
    Nörolojik Problemler: Beyinde konuşma merkezinde var olan bazı sorunlar da konuşma, dili etkin şekilde kullanma sorunları yaratır.
    Konuşma Sorunu Karşısında Neler Yapılabilir?
    Öncelikle konuşma sorununun kaynağını bulmak gerekir. Konuşma sorunu anne baba tutumlarından kaynaklanıyorsa yani çocuğa dili etkin şekilde kullanması için yeterli fırsat tanınmadıysa, anne baba çocukla çok fazla iletişim kurmuyor, konuşmuyor, kitap okumuyor, oyun oynamıyorsa, çocuk televizyon karşısında çok fazla zaman geçiriyorsa bu durumda
    •Anne baba çocuk ilişkisinin süre ve kalitesini arttırmak,
    •Çocuğun televizyonla ilişkisini sınırlandırmak,
    •Dil gelişimini destekleyici oyunlar oynamak,
    •Birlikte resimli kitaplara bakmak,
    •Konuşmanın bir ihtiyaç haline gelmesini sağlamak gerekir.
    Dil gelişiminin yanı sıra zihinsel, motor ve psiko-sosyal gelişim alanlarında da gecikme yaşandığı, göz kontağı kurmama, adına tepki vermeme, kendi etrafında dönme, sallanma gibi davranışların sergilendiği durumlarda ise bir uzmandan yardım almak gerekir.

    Dil Gelişimini Destekleyici Tutumlar
    Giyinirken, yemek yerken, oyun oynarken yaptığınız işleri ona anlatın.
    Yaşıtlarıyla bir arada olmasını sağlayın.
    Konuşurken düzgün cümleler kurmaya özen gösterin. Bebeksi ifadeler kullanmayın.
    İsteklerini sözel olarak ifade edebilmesi için fırsatlar yaratın.
    Konuşması için zorlamayın, motive edin.
    Resimli kitaplara bakıp gördüklerinizi anlatın.
    Kısa şarkılar söyleyin. Jest ve mimiklerinizi taklit etmesini isteyin.
    Fotoğraf albümünde gördüğünüz kişileri isimlendirin.

    Duygu ÇALIŞIR
    Pedagog









  3. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Çocuklar, genelde
    İlk altı ayda yavaş yavaş heceler çıkartmaya başlar. (ma ma, ba ba, da da vb.)
    12. aydan itibaren kelimeler çıkarmaya başlar( anne, baba, mama, dede vb.)
    18. aydan itibaren cümle kurmaya başlar (anne gel, baba ver, vb.)
    Bu gelişim dönemlerinin çok gerisinde kalan çocukların konuşma yönünden incelenmesi gerekir. Çünkü geç konuşma, çocuğun zeka ve sosyal gelişimini kötü yönde etkileyecektir. Bazı çocuklarda hiçbir problemi olmadığı halde konuşmaya geç başlamaktadır. Önemlidir ki; belli bir dönem bekledikten sonra hala konuşmayan çocuklar için çok geç kalmadan gerekli tetkikler yaptırılmalıdır.
    İşitme sorunu olan çocuklar, dış dünyadan hiçbir ses işitmedikleri ve uyaran almadıkları için konuşamama sorunu onlarda da yoğun bir şekilde görülebilir. Çocuğun konuşma mekanizmasının ve yeteneğinin gelişmesi için dış dünyadan ses uyarısı alması, bunları algılaması, yorumlaması, ayırt etmesi ve bunun sonucunda ona benzer sesleri çıkartması gereklidir. O nedenle konuşmayan çocuklarda işitme yönünün incelenmesi uygun olur.
    Bir başka neden olarak sık havale ve epilepsi geçiren çocukları söyleyebiliriz. Bazı çocuklar, normal konuşmaya başladıkları halde, hatta bazı cümleleri yeni yeni kurmaya başlarken, geçirdikleri havaleler ve epileptik nöbetler onların beynindeki işitme ve konuşma merkezini veya ilgili bölümleri zarara uğratabilmektedir. Bu durum, konuşma açısından ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle anne babaların çocuklarının havale geçirmelerini engellemeleri önemlidir. Bu durumu olan çocuklarda EEG çekilerek ve nörolojik muayene yapılarak kolaylıkla havaleye bağlı sorunlar tespit edilebilir.
    Ayrıca kendi halinde olan, çok fazla uyarı almayan çocuklarda, geç konuşma ve iletişim sorunu olabilmektedir. Çocuğun doğduğu andan itibaren insanlar arasında olması, onunla konuşulması, sevilmesi, oyun oynanması onun gerekli çevresel uyarıları alarak konuşmasını hızlandıracaktır. Diğer yandan etrafında fazla insan bulamayan, kendi halinde kalan çocuklarda bu gelişim yavaş olabilmektedir.

    Çocukta Konuşma Gereksinimi Nasıl Yaratılır?
    Çocuk konuşma gereksinimi duymadan konuşamaya yeltenmez. Konuşmaya onu yönlendirmek için, günlük yaşamda duygu, düşünce ve istemlerini ortaya koyarken kullandığı sessiz jest, mimik ve işaretleri ödüllendirmeden kaçınılmalıdır. Bu tür devinimleri karşılıksız bırakmalı, anlamıyormuş gibi davran-malıdır. Böylece çocuk, sözel olarak duygularını anlatmaya girişim yapma gereği duyacaktır. Bu süreçte çıkardığı ses ve kelimeler anında ödüllendirilerek daha sonra tekrar yapması için motive edilmelidir.
    Çocuk sürekli çevresindeki kişilerin kullandığı dili taklit eder, onlar gibi konuşmak ister. Bu nedenle çocuğun yakın çevresinde olan anne, baba ve kardeşlerin ev ortamında yapılan bir işi ya da durumu yüksek sesle tane tane anlatmaları çok yarar sağlar. Bu etkinlikler günde birkaç kez tekrarlanırsa, bunları izleyen çocuk önceleri içinden, sonları dinlediği şekilde öykünerek yüksek sesle konuşmalara katılacaktır. Ancak burada çok sabırlı olunması gerektiği unutulmamalıdır.
    Anne ve babalardan sonra konuşma gereksinimi yaratmada en önemli kişi öğretmen ya da konuşma sağaltımcısıdır. Hem anne-baba hem de terapist çocukla iletişim kurarken, kısaltılmış ve basitleştirilmiş konu örneklerini getirmeye özen gösterilmelidir. Şu unutmamalıdır ki; konuşma dilindeki bütün sesleri çıkarabilir duruma gelmeden konuşmayı kazanmak olanaksızdır. Bu nedenle sağaltıma alınan çocuğun çıkarabildiği ve çıkaramadığı sesler belirlenmeli, çıkaramadığı sesler tek tek sabırla öğretilmelidir. Bu çalışmaları yaparken çocuğun ilgi ve dikkatini çeken oyun yöntemlerinin uygulanması çok yarar sağlayacaktır. Her şeyden önce çocukta ses algısı yaratmak ve kazandırılan sesleri artikülasyon durumuna göre ele almak, konuşma sağaltımcısının vazgeçemeyeceği tekniklerdir.

    Çocuğun konuşma gelişimini hızlandırmak için yapılabilecekler:
    Çocuğa sevgi ve huzur dolu bir aile ortamı hazırlamak.
    Çocuk ile ilgilenmek ve sevildiğini hissettirmek.
    Çocuğun bedensel ihtiyaçlarına ( yemek, uyku, koruma vb.) cevap vermek.
    Çocuk ile yaşı ne olursa olsun sık konuşmaya çalışmak.
    Yaşına uygun şekilde onunla oyun oynamak.
    Çocuğun dengeli ve düzenli beslenmesini sağlamak.
    Mümkün olduğunca yaşıtlarıyla birlikte oyun oynamasını sağlamak.
    Çocuğa hikaye, masal anlatmak, ninni söylemek.
    Bir nesneyi eline aldığında bu nesneyle ilgili ona bir şeyler anlatmak.
    Televizyon karşısında çok uzun süre kalmasını engellemek.
    Onunla konuşurken ses tonunu iyi ayarlamak.
    Onun işaret ile gösterdiği istekleri onunla konuşarak yönlendirmek.
    Onun fikirlerine değer vermek, onunla sık sık dertleşmek..
    Onun sık sık sosyal ortamlarda bulunmasını sağlamak.
    Kalabalık içinde onun konuşmasını teşvik etmek.
    Onun yaşına uygun bir eğitim almasını sağlamak.
    Günlük belli bir zaman ayırarak onunla resimler üzerinde bol bol konuşmak.
    Ondan yaşına uygun olarak hikaye ve masal anlatmasını istemek.








  4. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    ÇOCUKLARDA KONUŞMA BOZUKLUKLARI

    İnsanlar arasındaki iletişimin en etkili yolu konuşmadır. Duyma, konuşma ve lisan sözel iletişimin temel elemanlarıdır. Bu 3 elemandan herhangi birindeki aksama konuşma bozukluğuna yol açabilir. Konuşma bozukluğu çocukların çevreleriyle ilişkilerini bozduğu gibi, çok ciddi psikolojik sorunlara da neden olabilir.
    Konuşmanın ilk alıştırmaları doğduğumuz gün ağlama ve sızlanmalarla başlar. Ağlarken konuşma, dil ve çene hareketlerini öğrenmiş oluruz. Üçüncü ayla birlikte kumru gibi ses çıkarma anlamına gelen cıvıldama dönemine gireriz. Bu dönemde gerçek dille alakalı olmayan, öğrenilmemiş, çevresel etkenlerden ve işitme duyusundan bağımsız olan sesler çıkarırız.
    İlk çıkan sesler genellikle anlamsızdır, ancak geleceğin anlamlı sözcüklerinin temelidir. Altıncı ayda hecelemeye, 9 ayda ritmik sesler çıkarmaya (ma-ma) ve iki heceyi bir arada kullanmaya başlarlar.(ma-ma, da-da gibi). 40. haftayla birlikte heceler birleşir ve anlam kazanmaya baslar (baba, dede gibi). Normal gelişim gösteren çocuklar iki yasında konuşmaya başlarlar. Bu yasta 80-100 civarında sözcüğü anlayan çocuk, ilk basit cümlelerini kurmaya başlar. 3 yasında çocuk anlamlı ve düzgün cümleler kurar, kendini daha iyi ifade eder ve yabancılarla anlaşabilmeye başlar.
    Çocuk 18 ila 24. aylar arasında arka arkaya 2-3 anlamlı kelime söylemeye başlar. Normal gelişim evrelerine göre 2 yas çocuğunun konuşmaya başlamış olması beklenir. 2 yaşındaki çocuk, cümleler kuramayabilir ancak arka arkaya 2-3 anlamlı kelime söyleyemiyorsa, bir uzmana başvurmak gerekir. Anne-babalar çocuklarının konuşma problemi olup olmadığını ancak 18 ayda fark edebilirlerken, bir uzman bunu 8-10. aylar arasında fark ederek dil gelişim terapisine başlayabilir.
    Hiç konuşamayan çocukta önce ne düşünülür?
    İşitme sisteminin normal çalışması, doğru konuşma için gerekli ilk noktadır. Konuşmanın öğrenilmesi için çocuğun sözcükleri duyması gerekir.
    Araştırmalar işitme kaybı şüphesi ile tanı konması arasında geçen sürenin ortalama 6 ay olduğunu gösteriyor. Yine araştırmalar gösteriyor ki, işitme kaybı tanısı ne kadar gecikirse, konuşma yetisi o kadar problemli olur. Ağır işitme kaybı olan çocuklarda konuşma kusuru oluşmaması için teşhis erken konmalı ve çocuk 6 aylık olmadan işitme cihazı kullanmaya başlamalıdır. 1998‘den beri her yeni doğana İŞİTME TARAMA TESTİ yapılması bilimsel kurullar tarafından önerilmiştir. Doğum sonrası işitme tarama testlerinin yapıldığı hastanelerde doğan çocuklarda normal konuşma oranı daha yüksektir.
    Yeni doğanda doğumsal işitme kayıplarını artıran risk faktörleri
    • Çocuğun prematüre doğması (34 haftadan önce ve 2000 g’ın altında )
    • Hamilelikte geçirilen viral infeksiyonlar,
    • Doğum sonrasında uzun sureli solunum sıkıntısı,
    • Doğum sırasında beyine 4-5 dakika süreyle kan gitmemesi durumu
    • Ototoksik (iç kulağa zararlı ) ilaç kullanımı.
    Bir çocuk konuşmaya başladıktan sonra suskunlaşır ve konuşamaz hale gelirse, organik ve psikolojik olmak üzere iki temel nedenin üzerinde durulmalıdır. Merkezi sinir sistemini ilgilendiren tüm hastalıklara ve organik–nörolojik (mental gelişim bozukluğu ) bir hastalığa bağlı olarak konuşma bozukluğu ortaya çıkabilir. Bir diğer önemli neden ise psikojenik olduğunu dile getirdiğimiz ruhsal travmalardır. Şiddete maruz kalma, şiddete tanık olma, fiziksel kötüye kullanılmayı takiben böyle bir suskunluk ortaya çıkabilir. Bazen belirgin olarak görülmeyen, travmatik bir etkisi olmayacağı düşünülen aile içi sorunlar ya da çatışmalara bir tepki olarak da çocuk suskunlaşabilir. Çocuğun konuşmayı reddetmesi bir çeşit tepkidir.
    Çocuğa bakan bakıcının fazla konuşmaması, yakın çevresinin çocukla az konuşması ve yeterince ilgilenmemesi de bu durumu açıklayabilir. Son senelerde televizyon karsısında geçirilen surenin artması da çocuğu suskunluğa iten bir diğer önemli faktördür. Konuşma becerisini desteklemenin en iyi yolu, anne ve babaların bebekleri ile sürekli konuşmasıdır. Anne ve babalar çocukları ile doğdukları günden başlayarak sürekli ve anlaşılabilir telaffuz ile konuşmalıdır. Bebeğin ilk hecelediği, algılama yeteneğinin geliştiği dönemlerde, bu desteğin çok dikkatli verilmesi gerekir. Doğru konuşma için ısrarcı olmamak, çatışmayı önlemek ve yanıt alınamadığı zaman yorumsuz kalmayı tercih etmek önemlidir. Anne ve baba paniklemeden çocuğa uyarıcı bir cevre oluşturup onu desteklediği takdirde bu gecikme kısa surede aşılabilir. Sabır ve ilgi doğru desteğin en önemli unsurlarıdır. İyi bir konuşma modeli oluşturabilmemiz için açık, yavaş ve anlaşılabilir bir konuşmayı beden dilimizi ifade eden jestlerle desteklemeliyiz.
    Konuşma bozukluğu olan çocuklarda psikolojik faktörleri düşünürken çocuk psikiyatrisinde “İletişim bozuklukları” baslığı altında yer alan tanıları da dikkate almak gerekir. Bu tanılardan biri olan “Sözel Anlatım Bozukluğu”nda çocuk kelime bilgisi, zamanların doğru kullanımı karmaşık cümle kurulması ve kelimelerin hatırlanmasında beklenenin altında bir yeterlilik gösterir. Bu durum çocukluk çağında herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir, travmaya ya da nörolojik bir bozukluğa bağlı ya da gelişimsel olabilir. Diğer bir tanı “Karışık Dili Algılama –Sözel Anlatım Bozukluğu”dur. Hem dili anlamada, hem de sözel anlatımda bozukluk bulunmaktadır. Bu iki bozuklukta da kesin nedenler bilinmemekle beraber merkezi sinir sistemi hasarları, yine merkezi sinir sisteminin gelişimindeki bozukluklar neden olarak düşünülmektedir.
    Genetik faktörler üzerinde durulmakla birlikte tümüyle psikolojik nedenli de olabilir. Ayrıca bazı sesleri çıkarmada zorluk oluşturan « Fonolojik Bozukluk » ve kekeleme de üzerinde durulması gereken diğer iletişim bozukluklarındandır. “Otistik Bozukluk” çok dikkat edilmesi gereken bir ruhsal bozukluktur. Otizm, hiperaktivite ve dikkat dalgınlığı, Down sendromu, zeka geriliği durumlarında ortaya çıkan konuşma bozuklukları ve öğrenme güçlükleri için çocuk psikologlarından yardım alınmalıdır. Çocukların beklenen yaş düzeyine uygun konuşma ve iletişim becerilerinin olmadığı durumlarda, anatomik bir kusuru dışlamak için bir KBB uzmanının değerlendirmesi, başka bir organik –nörolojik bozukluğu dışlamak için bir çocuk doktoru ya da çocuk nörologunun değerlendirmesi ve herhangi bir fiziksel yada organik neden bulunmadığında çocuk psikiyatrisine başvurulması gerekmektedir. Sorunun ne olduğuna ve nasıl çözülebileceğine yönelik olarak bir uzmana danışmak her zaman tercih edilmesi gereken yoldur.



  5. tuanamlk
    Usta Üye
    Bence bu çok ciddi bi durum bu şekilde bi faydanız olacağını sanmıyorum bir an önce bir uzman yardımı almalısınız Aksi taktirde bu durum ilerki yaşlarda çok büyük sorunlara neden olabilir kendimden biliyorum

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
konuşamayan çocuklar,  4 yaşındaki çocuk neden konuşamaz,  3 yaşındaki kızım konuşamıyor,  4 yasinda konusamayan cocuk,  4 yaşındaki kızım konuşmuyor
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi