+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Temel Tasarım Dersi Notları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Temel Tasarım Dersi Notları





  2. RüzgarGülü
    Bayan Üye





    Cevap:
    GİRİŞ

    Teknolojik yoğunlaşmanın yaşandığı çağımızın getirdiği uzmanlık insanın kendisine ve çevresine yabancılaşmasını sağlamıştır. Bu da, bireyin haz duygusundan ve heyecandan yoksun kalarak mekanik bir yaşam ortamı içine düşmesine sebep olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında bilimsel eğitimin yanında sanatsal eğitime de dengeli bir şekilde yer verilmesi, nitelikli insanların yetişmesi açısından önemlidir.

    Öğrenciler, insanlığın anlamını yarattığımız, çağdaş, güzel bir dünya için hazırlanmalıdır. Bu anlamda yeniyi uygun bir şekilde karşılamak, eskiyi yinelemekten daha doğrudur. Bu nedenle genel anlamda eğitim gibi Sanat eğitimi de, yinelenmeye değil tasarıma yönelik olmalıdır. Tasarım değişmenin somutlaşmış halidir, değişikliği yansıtmaktır ve toplumsal bir eylemdir. “Yaptığımızı öğreniriz” diyen John Dewey ve “ortam mesajdır” diyen Marshall Mcluhan dan çıkışla eğitimin pratiği, alanların kendi diliyle gerçekleştirilirken yaratıcılık bağlamında diğer disiplinlerle de ilişki kurulması sağlanmalıdır. Bu nedenle çıkış noktası sayılacak ilkeler şunlardır:

    • Aktif eleştiri
    • İlişkilendirme
    • Özgür yargılama
    • Duyguyu katma
    • Yanıta farklı, çeşitli yollardan gitme
    • Yeni anlamlar üretme, çıkartma
    • Deneme, yanılma
    • Kendine yeterli olma. Açık fikirlilik
    • Esneklik
    • Yaratıcılık
    • Merak, araştırma vs.

    Tasarlama bir bütündür ve bir nesne, bir sistem yada bir olayın amaçlanan bir sonuca göre tanımlanmasıdır. İnsan yaşamındaki tüm becerilerin toplamıdır. Tasarlama eğitiminin konusu ise bireylerde eleştirel, yaratıcı, yenilikçi, katılımcı ve ileriye dönük olma özelliklerinden geliştirilmiştir. Problemlere çok yönlü bakmak, yaklaşmak, yeniliğe hazır olmak niteliklerini de taşır. Tasarlama eğitimi, salt beceri ve tekniklerin öğretimi değildir. Aynı zamanda bir problem-konu üzerinde nasıl çalışılacağını, bireyin bu problem hakkında nasıl düşündüğünü ve ona nasıl yaklaştığını ele alır, faklı çözümler , öneriler üretir. Tasarlama eğitimi, bireylerin düşünmesi, tanımlaması, ilişkilendirme yapabilmesi, bildiklerini uygulayabilmesi, değişen bir ortamda çalışabilmesi açısından zorunludur. Alternatif çözümler bulma ve problemlere eleştirel ve yaratıcı bakmak için çocuklara, merak etmeyi, hayal kurmayı, gözlem yapmayı, araştırmayı, ip uçlarını değerlendirmeyi öğretmek gerekir. Bu nedenle kendilerine şu sorular sordurulabilir.

    • Nasıl bir deneyim yaşadım?
    • Bu deneyim hakkında neler hissediyorum?
    • Bu deneyim hakkında nasıl düşündüm?
    • Bu deneyim hakkında ne düşündüm?
    • Bu deneyim hakkında neden düşündüm?
    • Yargılarken temelde hangi ölçütleri, değerleri göz önüne aldım?
    • Neden bazı şeylerden hoşlanıyor, bazılarından hoşlanmıyorum?
    • Durumu daha iyiye götürebilmek için ne yapabiliriz?

    Eğitim başkalarının etkisiyle insanın kendi davranışlarında değişmeler oluşturması demektir. İçinde plan vardır. Eğitimde söz konusu olan, öğrencinin kendisine sunulanı olduğu gibi almak yerine, üzerinde düşünmek ve önermelerde bulunmaktır. Bu nedenle yaratıcılığa yer verilmelidir. Yaratıcılık bir süreçtir. Sonuçta sözel yada sözel olmayan değişik bir nesne , bir gösteri, düşün-buluş ortaya çıkar. Yaratıcılığın koşulu, çalışmak, deneyim, gözlem, araştırma, algıdır. Sanat eğitimi ise yönlendirme ve bilgilendirmedir. Sanat insanların duymasını-hissetmesini, görmesini sağlar. Simgeler aracılığıyla değerler, fikirler ve duygular anlatılır. Sanat evrensel bir dildir. İnsana ait tüm duygular söz, ses, renk, devinim ve biçimlerle somutlaştırılır. Sanat, seçmek, üretmek, yaratıcılık, paylaşmak eğitimi, sentez yapmak, çözümlemektir

    Geleneksel eğitim öğrenciyi pasif yapar. Verileni yineleyen konumuna düşürür. Tasarlama eğitimi bireyleri kendi bulundukları alandaki problemi belirleme, problemler konusunda düşünme, ilişki kurma ve yeni durumları tasarlama konusunda yetiştirmektedir. Ayrıca, bireyin kendi alanında eleştirel, yaratıcı, yenilikçi ve ileriye dönük olma özelliklerini zenginleştirmesine yardımcı olacak, ona daha geniş bir perspektif ve daha bütüncül bir bakış kazandıracaktır. Ancak tasarlama eğitimi ilköğretimden itibaren başlamalı ki üniversitede yerini bulsun. Çünkü tasarım, problem belirleme, problem çözme, yaratma, ve karar verme yöntem ve tekniklerini içerir.

    Tasarlama , daha önceden varolmayan bir ürünün, yeni bir sistem yada nesnenin ortaya konması amacıyla yapılan bir eylemdir. Sonuçta yeni yaratılmış bir ürün söz konusudur. Sanat Eğitimi tümüyle yaratıcılığı kapsar. Yaratıcılık, eylemliliktir. Yaratıcı bireyin dünyayı değiştirme eylemliliğidir. Temelinde sezgi yatar. Yaratıcılık, bir konuya değişik ve farklı görüş açılarından yaklaşmak ve yeni önermelerde bulunmaktır. İçeriğinde bireysel özgürlük vardır. Yaşamı algılama ve aktarma yetisidir. Mevcut bilgi ve deneyimin yeniden sentezlenmesidir, bilginin yeniden üretilmesidir ve yeni ürünler, düşünceler ortaya koyabilmesidir. Sanatta yeni ve özgün bir bütünlük kazanmadır. İçinde merak, imgelem, buluş özgünlük ögeleri vardır. Bir sorunun analizi, sentezi ve orijinal yeniliği söz konusudur. Buluşun, yeniliğin esas olduğu yaratıcılıkta, zihnin tüm yetileri, düşünceler, düşünme süreçleri ve imgelem etkileşim halindedir. Buluşa yönelen yaratıcı eylem, bu yapının tüm parçalarını bir araya getirir, birleştirir. Yaratma seçmeyle başlar. Hedefe farklı yollardan ulaşabilmektir yaratıcılıkta esas olan. Yaşam yaratıcılıkla değişir. Ölümsüzlük istemi sanat yapıtlarında hayat bulur. (İTÜ B.)

    Sanat eğitimi ikili amaç taşır.

    • Sanatı doğrudan üreten bireylerlerin eğitimi
    • Sanat eserinden haz alan bireylerin eğitimi

    Algının da sanat eğitiminde büyük rolü olduğu kesindir. Algı daha iyi görme, ayrımsamalar yapma, bağlantılar kurma yeteneğidir . Yani ayırt etme olayıdır. Algılama, duyularla farkına varma ve akıl yoluyla bilgi almadır. Sanat eğitiminde üzerimize düşen görev ise açık algıyı geliştirme olmalıdır. Açık görüş, kapsamlı görüştür. Yaşam görme ile başlar. Ama yüreğimizle görmeliyiz. Aynı zamanda görmeyi de bilmek gerekir. Bu da eğitim yoluyla olur. Sanatta görmek seçim olayıdır.

    Bilim ve sanat işbirliği yapmak zorundadır. Her ikisinde de amaç yaşama hizmet ve yeniyi keşfetmektir. Sadece dilleri ayrı, amaçları aynıdır. Sanat duygu, düşünce, yeteneği eğitirken zekada gelişir. Nitekim sanat eğitimi bireyin düşünce, duygu ve izlenimlerini aktarabilmede yeteneklerini ve yaratıcılık gücünü estetik bir düzeyde anlatabilme çabasıdır. İnsanın her alanda yaratıcı, tasarlayıcı düşünce üreten yanını pekiştiren anlayıştır. Dolayısıyla imgelemdeki tasarım biçimlenir, derinleşir, anlamı genişler böylece zihne dayalı tüm yetiler gelişir. Sanat eğitimi tüm ifade tarzlarını kapsar. Zihinsel yaşantıların anlaşılabilir biçimde anlatımı (düşünce, duyum, duygu, sezgi ) bunların eğitilmesi kişiliğin gelişmesine neden olacaktır. ( Read ) Sanat eğitiminin amaçları içinde, iyi insanlar toplumlar yetiştirmek de vardır. Aynı zamanda güzel bir dünyaya sahip olmak gibi

    Bilimsel eğitimin yanında sanatsal eğitimin gerçekleşmesi bireyin, zihinsel yetilerinin, düşüncenin zekanın gelişmesine neden olmuştur. Yaşamda bilim kadar sanat, sanat kadar da bilim gereklidir. Bilim ve sanat bir denge unsurudur. Yaşam insan tarafından değiştirilir. Bu da bilim ve sanatla olur. Bilim kuvvetli ve derin bilgidir. Sanat, bir duygunun, bir tasarımın ifadesinde kullanılan yöntemlerin tümüdür. Sanat dış gerçeklikten alınıp düzenlenmiş bir seçmedir. Sanatın ne olduğumuzun anlamını ve önemini duygu diliyle söyleyişi gibi bilimde gördüğümüz her şeyin önemini bilgi diliyle söyler bize. Bilgi olarak bilim, sanata dış gerçeklikten seçme olanağı verir. Böylece eylemden içeriye giren dikkat sanat yoluyla dışarıya, eyleme doğru döner. Kendimizi değiştirirken dünyayı değiştiririz. Bunu yaparken dünyayı daha iyi tanırız. Dünyayı tanırken kendimizi daha iyi tanırız. Sanat bir canlandırmadır. Bilim bir açıklamadır. İkisi arasındaki ayrım yalnızca yöntemlerindedir. Dış gerçekliğin bilgisi bilim, kendimizin bilgisi sanattır. Sanat duygunun bilimidir, bilimse bilginin sanatıdır. Yapabilmek için bilmek zorundayız ama ne yapılacağını bilmek için de hissetmeliyiz. Bilim dış gerçeklik dünyasıyla ilgilenir, sanatsa iç gerçeklik dünyasıyla ilgilenir. Bilim nasıl, insanın duygularla algılanan dünyasındaki özgürlüğünün dile gelişiyse, sanatta insanın duygu dünyasındaki özgürlüğünün dile gelişidir. Sanat duygu dünyasını yada iç gerçekliğin , bilimse, görülen dünyanın yada dış gerçekliğin betimlenmesidir. Bilimsel bilgi, sanatsal seçmede rol oynar. Yaşamdaki zıtlık bilimde de, sanatta da varlıklarını sürdürür. Gerçeğin bilgisi bilim, kendimizin bilgisi sanattır. Sanat duygunun bilimidir. Bilimse bilginin sanatıdır. Yaşamak için bilmek zorundayız ama ne yapacağımızı bilmek içinde hissetmeliyiz. Sanat ve bilim yaşamın kılavuz kitaplarıdır. Sanatı olan kültürler yaşamaya devam eder. Aynı zamanda sanat toplumun gelişme koşullarından biridir. (C.Caudwell)

    Bu bağlamda Teknik bir üniversitede bilim eğitiminin yanında, sanat eğitimine de yer verilmesi yaşam için doğru ve güzel bir karardır. Farklı disiplinlerin bir arada olması yaratıcı, sorgulayıcı insanların yetişmesine neden olacaktır.

    Tüm bunların ışığında Temel Tasarım dersine bakalım. Temel tasarım, bir süreçte yaşama geçen duygu ve duyarlılık eğitimidir. Temel tasarım süreçleri olan gözlem, araştırma, ilişkilendirme, yaratıcılık, bulma, uygulama, deneme, kontrol etme, eleştirme ve sonuçlandırma söz konusudur.

    Temel sanat eğitimi, görsel kayıtlarla temel fikir edinme, anlama, görsel izlenim ve anlatım olanaklarını öğrencilere kazandırmak için düzenlenmiştir. Bunda bütünü ve ayrıntıyı görme ile yorum gücü bir bütün olarak düşünülmektedir. Bu ders, görsel kayıt elemanları ile ilgilenirken, farklı disiplinlerle ortak elemanlar cercevesinde ilişki kurulmasını sağlayacaktır. Bunlar ışık ve renk, ritm ve hareket, madde ve yapı, ağırlık ve kütle, uzay ve boşluk ile plastik form değerleridir. Öz çalışma yollarındaki karşıtlıklar, kuralsız ve kısıtlamasız çalışma, kurallı ve kısıtlamalı çalışmalar, statik ve dinamik görünümlerle uyum gibi değerler işlenilir. Ayrıca temel kavramlar farklı programlar içeriğinde yorumlanacaklardır.








  3. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Genel Amaçlar

    * Sanat eğitiminin temel ilke, kavram ve yöntemlerini kazandırmak,

    * Öğrencilerin yaratıcı güçlerini ortaya koyarak, gözlemlerini, izlenimlerini, duygularını, tasarım ve imgelerini sanat eğitimi yoluyla ifade edebilme, geliştirme yetisi kazandırmak ve onları bir bütünlüğe getirmek.

    * Duygu ve sezgilerini sanat eğitimi yoluyla görsel anlatım etkinliğine çevirmek.

    * Görsel boyuttaki çalışmaları farklı disiplinlerin kendi diline aktararak devinimsel ve sessel bağlamda tasarılar gerçekleştirmek.

    * Çalışmalarda kopya, taklit ve bayağılıktan uzak, özgün olmalarını sağlamak.

    * Öğrencilerin çeşitli malzeme ve teknik olanaklardan yararlanarak kendi kendilerini rahat ve özgür ifade etmelerini sağlamak.

    * Sanat çalışmaları yoluyla yaptığı işten zevk duyma alışkanlığı, iş bitirme sorumluluğu kazandırmak.

    * Estetik eğitimi vermek.

    * Ulusal ve dünya sanatını tanımasını sağlamak.

    * Temel sanat eğitiminde geçen temel terimleri kavratmak,

    * Temel sanat eğitiminde faydalanılan kaynakları vermek.

    * Sanat eserlerini sergileme ve korunmasında dikkat edilecek noktaları kavratmak.

    * Görsel tasarım ilkelerini kavratmak.
    - Zıtlık, egemenlik ( odak noktası ) görsel denge, görsel ritm, şekil - zemin anlatımlarını vermek.

    * Görsel tasarım ögelerini kavratmak.
    - Nokta, çizgi, renk, biçim, yüzey vs. ögelerini vermek.

    * Açık - koyu, leke, ışık - gölgenin resimdeki yeri ve önemini kavratmak.

    * Temel formların özelliklerini kavratmak.

    * Çevresini inceleyen, araştıran, ayıklayan gözle bakmasını bilen, irdeleyen bir kişilik yaratmak.

    * Perspektif temel terimlerini, resimdeki önemini, perspektif ilkelerini kavratmak.

    * Dokusal çalışmaların görsel anlatımdaki yeri ve önemini kavratmak.

    * Resimsel anlatımda insan unsurunun biçimsel yapısını, önemini vurgulamak

    * Bir, iki, üç ve çok boyutlu görsel şekillendirme ve görsel anlatım ögelerinin şekillendirme ve anlatım olanaklarını deneyerek, araştırarak tanımasını sağlamak.

    * Doğal ve yapay dünyanın nesnel varlıklarını gözlemesine, gözlediklerini görsel anlatım ögeleri ve teknikleriyle yeniden şekillendirmesine ve anlatmasına olanak sağlamak.

    * Şekillendirici çalışmaların deneme, araştırma ilkelerini kavratmak.

    * Atatürk ve sanat. Atatürk' ün sanata verdiği önemi vurgulamak.

    * Görsel tasarım elemanlarının ve ilkelerinin farklı alanlarla-disiplinlerle ilişkilendirilmesi ve tasarıma yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi.


    İlkeler

    * Çalışmalar bir ödevi tamamlar gibi değil bir deneme ve araştırma olarak sürdürülmeli

    * Doğru çözümler aramak yerine, eşdeğerde değişik gerçekleşmeler sağlamalı.

    * Denemeler rahat ve yoğun bir yönelme ile sürdürülmeli ve her buluşa gelişme olanağı sağlanmalı

    * Çalışmalar deneysel ve araştırmacı olmalı.

    * Denemeler oyun gibi olmalı, ancak iş tesadüf ve gelişigüzelliğe bırakılmamalı.

    * Her öğrencinin çalışması değerlendirmeye tabi tutulmalı.

    * Her deneme çalışmasından sonra çevreye bakılmalı, doğal nesnelerle insan yapısı nesneler karşılaştırılmalı.

    * Ögelerin olanakları denendikçe yeni görsel biçimler ve anlatımlar keşfedilmeli


    Uygulamada Dikkat Edilecek Noktalar

    * Kurallı ve kuralsız
    * Statik ve dinamik
    * Görsel denge ve görsel ritm
    * Boşluk - doluluk oranları
    * Şekil - zemin ilişkileri
    * Bütünlük
    * Devamlılık, süreklilik
    * Zıtlık
    * Egemenlik









  4. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    IŞIK

    Görme olayı ışıkla başlar. Işık görsel nesnelerin bize yansımasını, dolayısıyla görmemizi sağlar . Çizimi istenen biçimin bir yüzeyde gerçekleşmesi, yansıtmış olduğu ışık değerlerinin doğru görülmesi ve doğru yerleştirilmesiyle olasıdır. Resmetme olayında ışık beyazla, ışığın yok olması da beyazın giderek siyaha dönüştürülmesiyle anlatılır. Işık etüdü için doğa güzel bir öğretmendir. Doğal nesnelerin ışık değerleriyle etüt edilmesinde amaç; objeyi kağıtta yinelemek değil biçimini, şeklini, dokusal yapısını, parlaklığını, matlığını ve planlarını yansıtan ışık değerlerinin nasıl bir düzenle yerlerini aldıklarını görmek ve kişisel yorumlarla bütünleştirmektir. Böyle bir çalışmadan hareketle izlenimlerimize dayalı bir yorum, bir düzenleme de yapılabilir.



    IŞIK KONUSU İLE İLGİLİ UYGULAMA ÇALIŞMALARI

    A ) Kurşun kalemle siyah - beyaz arasındaki ışık değerleri açıktan koyuya doğru eşit kademelerle skala halinde araştırılır.

    B ) Açıkla koyu arasında bir çok ışık değerlerine sahip olan renkli dergi resimleri kesilerek yeni bir düzenleme oluşturulur. Bu düzenlemede, anlam ve biçim yönünden bir içerik düşünülebilir. Kolaj olan bu çalışma başka bir kağıda kalemle yada boya ile aktarılır.

    C ) Doğal değerler resmedilir. Obje üzerinde ışık değerleri tespit edilerek skala halinde gösterilir.

    D ) Işık değerleriyle etüt edilen objeden kaynaklanan ya da ayrı bir düşünceyle derinliksel çalışmalar yapılır. Bu soyut yorumlamalar rölyef karakteri gösterir.



    IŞIK KONUSU İÇİNDE ŞEKİLLENDİRME ÇALIŞMALARI

    Belli ölçülerdeki kartonların çeşitli sistemlere ya da sistemsizliklere göre bölümlenip kesilmesi, kesilen kısımların çıkarılması, burulması, bükülmesi, kırıştırılması ve boş - dolu alanlar elde edilmesiyle ışık değerlerinin şekillendirmede anlatım olanakları araştırılır.

    Işık olaylarının daha iyi algılanabilmesi için, yapılan bu şekillendirmenin ışık değerleriyle resimlenmesinde gözlemlerin kalıcılığı açısından önemlidir.



    FOTOĞRAFTA IŞIK

    Fotoğraf ışıktır. Fotoğraf yapmanın ilk adımı olan ışık, fotoğraftaki görselliğin nedenidir. Nasıl resim boya ile çiziliyorsa fotoğraf ta ışıkla çizilir. Bir çekimde fotoğraf makinasının ayarları ışığa göre yapılır.Çünkü fotoğrafın kaynağı ışıktır. ( Photo Yunanca ışık anlamına gelir ) Bir ölçüde fotoğrafın başarısı ışığa bağlıdır, yani ışıklandırmayı doğru yapmak gerekir. Işığın en önemli işlevi fotoğrafın çekilmesini sağlamaktır. Eğer fotoğrafın bir bölümüne ışık yeterli gitmezse siyah çıkacaktır. Aşırı ışık alan kısımda beyaza kaçacaktır. Öğle ışığında çekilen bir fotoğrafta her şey çok sert ve daha kontrast olacaktır. Sonuç olarak gerek yaratılan ( yapay ) ışık kaynağı gerekse doğal ışık olsun doğru kullanılması önemlidir. Çünkü ışık fotoğrafın temel taşıdır. Bu nedenle ışığı iyi bilmek ve buna göre de iyi değerlendirmek gerekir. Çekim sonrası karanlık odada da yapılan işlemler, ışıklamaya dayanır, yani fotoğraf ışıkla başlar, ışıkla biter.

    Işık, doğadaki elektromanyetik dalga biçimlerinden biridir. Radyo, radar dalgaları, kızılötesi ışınları gibi. Doğada bulunan bir nesnenin görülmesi için o nesnenin ışık yayması yada yansıtması gerekir. Genellikle bir cisme çarpan ışık az yada çok yansır. Işığı yansıtma derecesine göre cisimler saydam ( cam,su, hava ) yarı saydam ( buzlu cam, ince yağlı kağıt ) saydamsız ( taş, tahta, demir ) diye sınıflanır. Ama yine de bu, cismin özelliği, kalınlığı vs. ile de yakından ilgilidir. Işığın yansıma özelliğinin yanında kırılma özelliği de vardır. Farklı yoğunluktaki ortamlarda, bir ortamdan diğerine geçen ışık kırılır.

    Sonuç olarak başarılı bir fotoğraf çekimine atılan ilk adım, ışık bilgisi kadar deneyim de gerektiren bir olaydır. Tıpkı resim yapmak gibi fotoğraf çekmek





  5. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    ÇİZGİ

    Sanatın çizgi ile başladığı bir gerçektir. Bu nedenle sanat eğitiminde çizgi çok önemli ve temeldir. Göz nesneyi görürken el çizgiyi gerçekleştirir. Önceleri yani çocuklukta hayal dünyası, çizgi yoluyla dışarı vurulurken büyürken dış dünya gerçekliği de eğitim bağlamında, çizgi ile ortaya konur. Nesneyi görme biçimi, zaman içinde görme alışkanlığı geliştikçe temel elemanlara indirgenmeye başlar. Örneğin iki figürün gözleri arasındaki bakışın çizgi oluşturması gibi. Çünkü çizgi, gözü kalınlık üzerinde değil, izlemiş olduğu yol üzerinde gezdirir.




    Çizgiyi tanımlayacak olursak; bir noktanın verilen doğrultudaki uzantısı çizgidir. Genişlik ve uzunluğu ne olursa olsun, eğer biçimi bir çizgi etkisi yaratıyorsa, ona çizgi diyebiliriz. Çizgi, noktanın aralıksız hareketinden doğan kavramdır. Mesafenin derinlik ve genişliğine gitmeden, uzunluk yönünde giden noktalar bütünlüğüdür. Bir sınır belirleyici olarak ta değerlendirilir.


    Doğaya bakıldığında çeşitli çizgisel yapıyla karşılaşırız. Ahşap dokuları, ağaç dalları, pırasa, zebralar vs. İnsan elinden çıkan malzemeler; demir çubuklar, kumaşlar, çuval vs. gibi

    Temel sanat eğitiminde, çizginin farklı yapısı, birbirleriyle ilintisi, farklı gereçlerle farklı yorumları söz konusudur. Çizginin şekilleri ve birbiriyle olan ilintisinden doğan farklılık bizde farklı etkiler bırakır. Hareket, durgunluk, derinlik vs. gibi.

    Çizginin karakterini iki yönde inceleyebiliriz:

    * Çizginin biçimi yönünden,
    * Çizginin konumu yönünden.

    Çizginin biçimi yönünden karakteri; bir doğru, bir dalgalı eğri ve bir kırık çizgi ele alalım. Bunların bir an yazı gibi okunduğunu varsayıp okumaya çalışırsak, doğru sürekli ve kesintisiz okunur. Dalgalı eğride hareket olduğu halde tamamen birinciden farklıdır. Demek ki burada okuma kesintisizdir, fakat biteviye değildir. Kırık çizgi de okuma göz için daha yorucu ve uzundur.


    Çizginin konumu yönünden karakteri; aynı çizgileri, izleyiciye yatay olarak değil de, eğik ya da düşey olarak sunarsak farklı etkiler elde ederiz. Yatay bir doğrunun karakteri hareketsizlik ve statikliktir. Düşey konumda doğru ise özellikle dinamiktir. Eğik doğru eğim derecesine göre hareketsizlik ve dinamizm arasında tam bir seri karakteri içerir. Doğrunun karakteri süreklilik ve düzgünlük ve buna ek olarak durumuna göre dinamizm ya da devingenliktir. Dalgalı eğriye gelince, düzgün ve yatay ise statik karakterlidir. Düzensiz ve yatay ise dinamiktir. Düzgün ve düzensiz, düşey olarak düzenlenmişse dinamiktir. Eğik olarak düzenlendiği zaman, daima dinamiktir. Fakat yatay duruma yaklaştıkça statikliğe de yaklaşır. Kırık çizginin dinamizm ve hareketsizlik karakteri dalgalı eğri ile benzerdir. Yön, doğrultuda tasarımda önemli ögedir. Kırık çizgi sertliği, dalgalı, eğri çizgiler yumuşaklığı çağrıştırır. Birbiriyle ilişkili, belli sistemlerle giderek kalınlaşan-incelen, sıklaşan-seyrekleşen, büyüyen-küçülen, çizgiler yüzeye optik bir hareket kazandırır.





    Çizgisel anlatımda çıkış getirebilecek bazı prensipler:

    1- Çizgi öncesi: Bir sis perdesi arkasındaki ışığın belirsiz görünümü,
    2- Çizgisel aralıktan sızan ışığın belirgin bir doğrular demeti halinde yayılması,
    3 - Işık demeti: Bir kaynaktan çıkan güneş ışınlarının belirsiz yayılışı,
    4- Başlama ve bitim noktaları belli doğrular, ( doğru parçaları )
    5- Çıkış noktasında kesinlik taşıyan ışınların karanlıkta uzaklaştıkça belirsizleşmesi ve yayılması,
    6- İki ya da daha çok bağımsız çizgilerin kesişmeleri,
    7- En az bir noktaya bağımlı çizgi,
    8- Bağımlı çizgiler ( formları kuşatan çizgiler ),
    9- Bağımlı çizgiler ( formların iç yapılarını belirleyen çizgiler ),
    10- Dolaylı çizgiler,
    11- Bir doğrunun taşıdığı sapmalarla sağlanan yön tesirleriyle kesişme, değme, kopma noktaları ile oluşan çizgisel yapı,
    12- Çizgisel uzunluk değerleri; eşit aralıklı farklı paralel çizgilerin oluşturduğu yapı,
    13- Çizgisel uzunluk çeşitlemeleri: Bir ana doğru üzerinde farklı boylu eşit aralıklı paralel çizgilerin oluşturduğu yapı,
    14- Eğri yönlü paralel doğrular üzerindeki serbest uzunluk çeşitlemeleri ( aralıklar farklı )
    15- Paralel çizgilerin büyüyen aralıklarla oluşturdukları düzen,
    16- Formun yapısını izleyen belirleyici kısa çizgi parçalarının oluşturduğu düzen
    17- Kısa, düz ve eş değerdeki çizgilerin serbest yönle oluşturdukları düzen,
    18- Bir objenin yüzeysel görünümünü ifadelendiren küçük çizgiler,
    19- Çizgisel kalınlık dizileri,
    20- Çeşitli uzunluk, kalınlık ve aralıklı çizgi çeşitlemeleri,
    21-Bir yönlü çizginin diğer yönlü çizgi ile kesilerek durdurulması,
    22- Çizgisel form: Eğriler, yaylar, kırılmalar ve bunların oluşturduğu gerilim,
    23- Dikey ve yatay çizgiler, spiral çizgiler vs.
    24- Serbest,
    25- Belli bir çizgiyle doldurma ve tarama,
    26- Çizgiyle boşluk ve derinlik,
    27- Çizgi - doku,
    28- Çizgiyle ton,
    29- Değişik nitelikteki çizgilerle aynı fon üzerinde serbest çalışma,
    30- Eş aralıklı, aynı kalınlıkta paralel çizgiler,
    31- Değişik aralıklı ve farklı kalınlıkta düz çizgiler,
    32- Yuvarlak çizgiler,
    33- Kesişen çizgiler, ( doğru, eğri )
    34- Kesişen dairesel çizgiler,
    35- Birbirini kesen kalın-ince, sık-seyrek çizgiler,
    36- Birbirini kesen kısa çizgi demetleri,
    37- Formları kuşatan çizgiler
    38- Formların iç yapılarını belirleyen çizgiler
    39- Farklı boy ve kalınlıktaki çizgilerin oluşturduğu düzen,
    40- Çeşitli uzunluk, kalınlık ve aralıkta çizgi çeşitlemeleri
    41- Çizgisel form; eğriler, yaylar, kırılmalar ve bunların oluşturduğu düzen,
    42- Devamlı bir çizgi üzerinde doğru, eğri zıtlıkları ile oluşan düzen,
    43- Paralel ve düz çizgilerin kırılarak yön değiştirmesi ile oluşan düzen,
    44- Merkezkaç ve merkezcil çizgiler,
    45- Bir ana çizgiyi destekleyen çizgiler,
    46- Spiral çizgiler.

    Bu sayılan sistemlere daha bir çok sistem eklenebilir.


  6. RüzgarGülü
    Bayan Üye

    LEKE

    Leke Açık-koyu Artı-eksi alanlar.
    Işık Dolu-boş alanlar Pozitif-negatif alanlar.


    LEKE : Resim yüzeyi üzerinde boya ile yapılmış iz. Leke izlenime dayanan bir fırça tuşu halinde resimde yer alır.
    LEKE : Resim sanatında yüzeyin homojen biçimde tek renk kullanılarak örtülmüş parçası.
    LEKE : Bir sıvının bulaşmasından dolayı bir yüzey üzerinde oluşan renk değişikliği, çay lekesi, boya lekesi, vücudun herhangi bir yerinde görülen renk değişikliği yada benek.
    LEKE : Bir sıvının damlamasından yada dökülmesinden yüzey üzerinde kalan, sınırları belli renk değişikliği. Belli renkteki bir yüzey üzerinde başka renkteki kısım.

    Lekesel çalışmalardan örnekler; W. Baumeister, K.Malevich, L.Popoua, V.Doesburg, R. Motherwell, Sema Dilmen ( Fotoğraf )

    LEKECİLİK=
    TAŞİZM- TACHİSME (Fr.) Fransızca “Tache” sözcüğünden alınmış bir sözcük, sanatçının düşünmeden ve rahat bir şekilde attığı boyaların tuval yüzünde meydana getirdiği lekelerin etkisine dayanan anlayıştır.

    Taşizm:
    Lekecilik. Leke sözcüğü ilk kez 1950’de Fr. Sanat yazarı Michel Seughor tarafından kullanılmıştır. Seughor leke olarak sürrealist otamotizmden doğan ve expresyonizmin soyuta yönelmiş olan anlayışına demektedir.

    Esas temsilcileri Wals, Jackson, Pollock, Mathiev ve Tobey’dir. Leke bugün tekstil endüstrisini ve mobilya dekorasyonunu etkilemiştir.



    DOKU

    TEKSTÜR ( DIŞ YAPI ) ;
    yüzeyde objelerin iç yapıları ( strüktür ) da bir dereceye kadar kendini belli eder, böyle bir yüz plastik bakımından daha ilginç bir görünüme sahiptir.

    STRÜKTÜR ( İÇ YAPI ) ; eş ya da birbirleriyle sık bağlantılı, benzer formların iki ya da üç boyut üzerinde yinelenmesinden strüktür doğar. Bir strüktürün başlıca karakteristiği bir mekan yaratmasıdır. Bu mekana form yönünden birlik vermesidir.


    DOKU

    Tüm görsel nesnelerin karakteristik birer dış yapıları vardır. Nesne ve varlıkların dış yapı özellikleri ve bunların objektif etkileri dokuyu ( tekstür ) oluşturur. Diğer bir değişle, doğadaki tüm nesnelerin iç yapılarının işlevsel özelliklerini dışa vuran yüzeysel etkilere “DOKU” denir. Bu, doğanın yapısal bir özelliğidir. Objelerin dış görünüşlerindeki ayrıcalıkları sağlayan üzerlerindeki dokusal yapı farklılıklarıdır. Yani doku, yüzeyleri oluşturur. Bir yüzey değerlendirmesidir . Gözün gördüğü her şey özel bir dış yüzey yapısına sahiptir. Tasarımcı, yaşayan doğadaki dokusal oluşumlardan yararlanarak yeni yaratım olanakları elde edebilir.

    Yüzey ne tipten olursa olsun parça ile bütün arasında bir takım temel bağlantılar bulunabilir.

    • Doku, birbirine eş yada birbirini tamamlayan birim biçimlerin belli sistemlerle yanyana gelmesinden oluşur
    • Doğal dokularda dokuyu oluşturan birim biçimleri matematik bir eşlik göstermemesine karşın bütün içinde birbirlerini tamamlayarak yapısal sistemi oluştururlar.
    • Dokusal yapılar daima yüzeyseldir.
    • Dokulardaki yapısal karakterler, işlevleriyle ilişkilidir. Dokusal yüzeylerin oluşumunu sağlayan birim biçimleri ve bunların yan yana geliş sistemleri daima farklılıklar gösterirler. Bazen değişik objelerde birim biçimleri benzer olsalar da işlevselleri ayrı ayrı olduğundan yan yana geliş sistemleri farklı olabilir. Yine birim biçimleri farklı olan objelerde birimlerin yan yana geliş sistemleri benzer olabilirler.
    • Biteviye yineleme yolu ile ölçü, hep ayrı yönde, hiçbir değişikliğe uğramadan artar
    • Yönü değişmeyen bir açık-koyu değişkenliği ile doku oluşur
    • Ritm artarak gelişir
    • Ritm, ileri geri yer değiştirme ile, zıt yönlerde ve aynı ölçü içersinde ya da değişik ölçüde gelişir.
    • Belirli bir merkezden çıkarak dışardan içeriye ve içerden dışarıya hareket eder.
    • Bir dokunun oluşması için pürüzlü bir yüzey ve uygun ışık gereklidir. Uygun bir ışık girinti ve çıkıntıları yani, dokunun derinliğini verir. Renk değişimi ise dokuya görsel karakter kazandırır.

    Bir cismin yüzeyi dokunulduğunda sert ya da yumuşak pürüzler içerir. Bu pürüzler, o cismin dokusudur.

    Gözle görülen doku ------- Görsel doku ;
    yüzeylere dokunmakla elde edilmeyip, görme yoluyla elde edilen doku etkilerine denir. Düz yüzey üzerinde görüntü olarak doku etkisi verir. Örn. Herhangi bir cismin (üç boyutlu) iki boyutta görüntüsünü kağıt üzerinde yaparken onun yüzeylerinin pürüzlülük derecesi bir takım taramalar ve noktalar yardımıyla belirtilir ki, kağıt üzerine resmedilen bu doku sadece görsel olarak algılanan bir yapay dokudur. Çünkü resme el ile dokunulursa, elde hiçbir zaman o cismin yüzeyinde gerçekte hissedilen doku etkisi gelmez. Buna karşın gözle bu resme bakıldığında o cismin yüzeyindeki pürüzlülük derecesi oldukça iyi anlaşılabilir. )

    Dokunma ile hissedilen doku ------- Dokunsal doku ;
    yüzeylere dokunularak elde edilen doku etkilerine denir. Sert ve yumuşak doku diye ayrılır.

    Ayrıca dokular yapılarına göre ayrılırlar.

    Doğal doku, işlevsellikle ilgilidir ve dış yapıyla iç yapı arasında uyum vardır. Doğadan kaya, ağaç kabuğu, yaprak, tahta, balık, portakal, kozalak,deri gibi örnekler verebiliriz.

    Yapay Doku oluşturmada birim eleman sistemleri ile matematiksel düzenler oluşturma söz konusudur. Tuğla, beton, demir, kağıt, kumaş, cam gibi örnekleri çoğaltabiliriz.

    • Derin doku
    • Yüzeysel doku
    • İnce doku
    • Kaba doku
    • Düzenli doku
    • Düzensiz doku
    • Sert doku ( yakın-İnsanda dinamik duygular uyandırır, heyecan verirler.)
    • Yumuşak doku ( uzak-insanda sessizlik ve rahatlık duyguları oluşturur.)


    Doğadaki tüm dokular doğal dokulardır. Doğal dokularda kendi içlerinde yapısal
    ve görsel etkinlikler açısından büyük zıtlıklar taşırlar.

    A – Organik dokular ( hücreye dayalı dokular; kelebek kanadı ya da yaprak dokusu gibi doğa elemanının öz yapısını yansıtır. )
    B – Kimyasal dokular ( atoma dayalı dokular )
    C – Dinamik dokular ( enerjiye, harekete dayalı dokular ) nitelik ve etki olarak birbirlerine zıttırlar
    • Geometrik yapılı doku; bir geometrik elemandan hareket edilerek değişik işlemler yolu ile yaratılır. ( doğada arı peteği, örümcek ağı gibi )
    • Kristal yapılı dokular; doğadaki kristalize yapılı elemanlarda bulunur.( kar, tuz,buz vs. minarelleri )

    Ayrıca, zaman ve hareket etkisinin sonucunda oluşan optik ve güncel dokular
    vardır.

    Optik doku;
    göz aldanmasıyla oluşur. Temelinde hareket ve biçim değiştirme vardır. Dokusal yapıyı oluşturan birim biçimlerin matematik sistemlerle, büyümesi-küçülmesi, giderek değişime uğraması, belli merkezlerde toplanması, dağılması ve giderek döndürülmesi ile yüzeye optik hareket kazandırabilir.( Victor Vasarely )

    Güncel doku; bir anlık, değişken, rölyefik dokulardır.Zamanla, dış etkenlerle yüzeysel görünümünde değişiklikler olur.(deniz dalgası, suyun rüzgarla titreşimi, kumlar, orman dokusunun mevsime göre değişimi, bitkilerin yaşı ve doğa koşullarına göre değişimi vs.)

    Dokunun yapı etkisi; sert dokulu yüzeyler yakınlık etkisi, yumuşak dokulu yüzeyler uzaklık etkisi verir.

    Doku ve renk etkisi;
    sıcak renkli dokular yakınlık etkisi, mat yüzeyli dokular uzaklık etkisi verir.

    Dokunun ışıklılık etkisi;
    parlak yüzeyli dokular yakınlık etkisi, mat yüzeyli dokular uzaklık etkisi verir.

    Dokunun işleniş etkisi;
    ince ve ayrıntılı işleniş dokulu yüzeyler yakınlık ve keskinlik duygusu verir. Dağınık,ayrıntısız ve belirsiz işlenmiş dokulu yüzeyler uzaklık etkisi verir.

    Ayrıca doku, yumuşaklık-sertlik, ağırlık-hafiflik, sessizlik-gürültü, huzur-tedirginlik, durgunluk-hareketlilik, sakinlik-heyecanlılık, rehavet-kasvet gibi psikolojik etkiler de yaratır. Yumuşak dokulu yüzeyler; sükunet, rahatlık, monotonluk, soğuk,güçsüz ( hastane, lokanta vb. tercih edilir) Sert dokulu yüzeyler, dinamik, uyarıcı, ilgi çekici, güçlü ve daha sıcak, heyecan verici ( heykel vs. )

    DOKUSAL UYGULAMA ÇALIŞMALARI

    • Doğal objeler bulunarak dokusal yapılarındaki özelliklerine uygun olarak resmedilir.
    Bu çalışmalarda esas olan, etüt edilen objenin doku yapısını oluşturan birim biçimlerinin yan yana geliş sistemleri ve sistem içinde birimlerin aldığı şekillerin algılanmasıdır.

    Sert, yumuşak, canlı, ölü, hafif, ağır, durgun, hareketli, batıcı, kör, parlak, mat, kristal vs. gibi kavramlar her ne kadar maddenin özü ile anlaşılabilirse de bu özellikleri içeren nesneler dış görünüşleriyle de anlaşılabilir. Bu anlaşırlığı sağlayan görsel değerleriyle o objenin karakteristik dokusal yapısıdır.

    Karakterlerine göre resmedilen objelerin dokusal yapılarındaki birim biçimleri ve bunların oluşturdukları sistemlerden kaynaklanan kişisel yorumlama çalışmaları yapılır.

    Amaç obje resmi yapmak değil objeye karakterini kazandıran biçimsel değerleri etüt ederek anlatım isteklerine yorumlamaktır.

    • Yorum da, objelerin dokusal yapısını oluşturan birim biçimlerinden hareket edilir

    • Değişik malzemelerle doku çalışmaları kağıt hamuru, çamur, kağıt vs

    • Doku araştırmalarında agrandisör olanakları da kullanılır. Hazır objelerin konulduğu fotoğraf kağıdı çevrilerek dokusal çalışmalar oluşturulabilir.




  7. Ziyaretçi
    öncelikle teşekkürler.fakat aradığım yani ihtiyacım olan şey tasarım elemanları.çizgi değer ton yön aralık renk vb.bunların ayrıntılı açıklaması

  8. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    NOKTA :

    iki çizginin birleştiği yada kesiştiği yeri gösterebilir. Nokta, düzensizliğin içinde ilk düzen elemanıdır. Görsel anlatımda nokta ;

    • Eş büyüklükte tek düze
    • Eş büyüklükte sıklaşan – seyrekleşen
    • Farklı büyüklükte sıklaşan – seyrekleşen
    • Belli bir sistemle büyüyen – küçülen
    • Serbest bir düzen içinde toplanan – dağılan vs.

    ÇİZGİ :

    Bir noktanın verilen bir doğrultudaki uzantısı bir çizgidir. Genişlik ve uzunluğu ne olursa olsun eğer biçimi bir çizgi etkisi yapıyorsa onu çizgi olarak tanılayabiliriz.

    Sanatın çizgi ile başladığı bir gerçektir.

    • Serbest fırçayla çizgi
    • Belli bir çizgiyle doldurma ve tarama
    • Çizgiyle boşluk doluluk ve derinlik
    • Çizgiyle doku
    • Çizgi – basınç – gevşeme ( zıtlık ilkesi )
    • Çizgiyle hız
    • Çizgiyle ritm
    • Çizgi – yapı – konstrüksiyon
    • Çizgiyle ton
    • Değişik nitelikteki çizgilerle aynı fon üzerinde serbest çalışma
    • Formları kuşatan çizgiler
    • Paralel çizgiler
    • Kısa, düz ve eş değerdeki çizgilerin serbest yönle oluşturdukları düzen
    • Çeşitli uzunluk, kalınlık ve aralıklı çizgi çeşitlemeleri
    • Eğriler, yaylar, kırılmalar
    • Dikey, yatay çizgiler vs.

    LEKE :

    Resim yüzeyi üzerinde boya ile yapılan izdir. Başka bir değişle leke, resim sanatında yüzeyin homojen biçimde tek bir renk kullanılarak örtülmüş parçasıdır.

    • Negatif ve pozitif leke ve denge çalışmaları

    RENK :

    Çeşitli cisimlerden yansıyarak gelen ışınların görsel algı sonucu bireyde oluşturduğu duygudur. Bir görme olayında ;

    • Işınların göze gelmesi – Fiziksel
    • Bu ışınların karşısında gözde ortaya çıkan işlemler – Fizyolojik
    • Cismin beyinde algılanması – Psikolojik bir olgudur.

    ANA RENKLER : Kırmızı – Mavi – Sarı
    ARA RENKLER : Turuncu – Yeşil – Mor
    TARAFSIZ RENKLER : beyaz – siyah – gri
    KONTRAST – ZIT RENKLER : Sarı – mor / kırmızı – yeşil / turuncu – mavi
    ARMONİ – BÜTÜNLEYİCİ RENKLER : Mor – mavi / kırmızı – yeşil / turuncu – mavi

    Sıcak ve koyu sıcak : Renklere sahip elemanlar ön plana çıkarlar.
    Soğuk ve açık soğuk : Renkler ise geri planda kalırlar.

    RENKLERİN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİ

    SICAK RENKLER : Kırmızı, sarı, turuncu
    SOĞUK RENKLER : Mavi, yeşil, mor

    • Parlak renkler, heyecan
    • Pastel renkler, sakin
    • Malzemenin öz niteliğini ifade eder
    • Renk formu belirler
    • Renk oranları etkiler
    • Renk ölçeği ortaya çıkarır.
    • Renk ağırlık duygusu oluşturur. ( Koyu renkli elemanlar ağır, açık renkli elemanlar ise hafif algılanmaktadırlar.

    RENKLERİN ALGILANAN ETKİLERİ – ANLAMLARI

    Mavi : Sonsuzluk etkisi yaratır. Açık tonları yatıştırıcı, güven veren bir etki yaratır.
    Yeşil : Sakin, barışçıl, hassas, yumuşak bir etki yapar. Neşe ve sükuneti ifade eder.
    Sarı : Uyaran, neşelendiren, dikkat çeken bir etki yaratmaktadır. Genişlemeyi, iletişimi ifade eder.
    Kırmızı : Heyecanlandırıcı, uyarıcı bir etki yapar. Enerji ve gücü temsil eder.
    Pembe : Küçük alanlarda zenginliği ve önemi vurgular
    Kahverengi : Mutsuz, kederli.Sıcak rengin yanında soğuk, soğuk rengin yanında sıcak etkisi yapan ara bir renktir. Turuncu, sarı ve beyazla birleştiğinde rahatlatıcı bir etki yaratmaktadır.
    Gri : Siyaha giden tonları kasvetli, beyaza giden tonları huzurlu bir etki yaratmaktadır.
    Beyaz : Kullanıldığı bir mekanda güneş ışığını yansıtırsa uyarıcı, neşeli bir etki yaratmaktadır.

    DOKU :

    Bir cismin yüzeyi dokunulduğunda sert yada yumuşak pürüzler içerir. Bu pürüzler o cismin dokusunu oluşturur.
    Tekstür ( Dış yapı ) : Yüzeyde, objelerin iç yapılarında bir dereceye kadar, kendini belli eder. Böyle bir yüz plastik bakımından daha ilginç bir görünüme sahiptir.

    Strüktür ( İç yapı ) : Birbiriyle sık bağlantılı, benzer formların iki yada üç boyut üzerine yinelenmesinden strüktür doğar.

    Gözle görülen doku; görsel dokudur. Dokunma ile hissedilen doku; dokunsal dokudur.

    - Derin doku
    - Yüzeysel doku
    - Düzenli doku
    - Düzensiz doku
    • Cisimlere hissedilen dokular; doğal dokular
    • Salt görsel olarak algılanan yapay dokular vardır.

    BOYUT :

    Genel olarak var olanın biçimlendirilmesidir. Doğadaki nesneler titiz bir boyut ilişkisi içindedir.

    • Her tasarım ögesinin boyutu:
    a- İşlevsel açıdan
    b- Malzeme açısından
    c- Çevreyle olan ilişkisi açısından belirlenir.
    Tasarım boyutlamasında insan boyutu şarttır. Yaşamda her şey insan boyutuna göre ayarlanmıştır.

    BİÇİM :

    Biçim, bir nesnenin dış sınırlarıdır. ( Monge ) Biçim, canlı varlık, form cansız doğadır. ( Klee ) Hodgden’de “ formu yaratıcı eylemin zihinde canlandırdığı şey, biçimde kuvvetli konturları olan şekildir” diye tanımlar.

    Bir alan, değer, renk ve dokusal farklılıkları nedeniyle sınırları belirlenmiş olarak algılanır ki buna biçim denir.

    Doğada var olan her cismin, bir geometrik forma dayalı biçimi vardır. Bazıları da serbest görünümdedirler. Biçimi sınırlayan çizgi karakterleri, biçimin yuvarlak, sivri, keskin, yumuşak niteliklere sahip olmasına katkıda bulunurlar. Biçim geometrik, organik ( serbest 9 olmak üzere iki grupta toplanırlar.

    YÜZEY :

    Üzerinde iki boyutlu çalışmaya olanak veren her tür alandır. Düzlemsel nitelikte olabileceği gibi, eğrisel de olabilir.


    Çizgi: Düz veya kıvrımlı, kalın veya ince, sürekli veya kesik, grenli ya da keskin özelliklere sahip olabilen çizgiler, okuyu­cuya görsel unsurların ayrılması gerektiğini ifade ederler. Çizgiler karakterlerine göre ve konumlarına bağlı olarak bazı mesajlar da iletirler.

    Örneğin; yatay çizgi durgunluk, dikey çizgi saygınlık, diagonal çizgi zerafet ifadesi verir.

    Ton : Tonlar genellikle görsel imgenin yanmton reprodüksiyon tekniği ile tramlanması yoluyla elde edilir. Ton ye çizgi tasarımda kontrastlık yani karşıtlık oluşturan elemanlardır.

    Renk: Renkler, ışıkla birlikte varolurlar ve izleyen üzerinde değişik etkiler uyandırırlar. Bunların bir bolümü kişisel, bir bölümü İse genellenebilir duygulardır. Örneğin, sıcak renklerin uyarıcı, soğuk renklerin ise gevşetici. dinlendirici olması renklerin genellenebilir etkileri olarak değerlendirilebilir.

    Rengin üç boyutu bulunmaktadır: Uzunluk (rengin türü), genişlik (rengin tonu), derinlik (rengin yoğunluğu)

    - Rengin türü, rengi tanımlamada kullandığımız terimlerdir. San, kırmızı, mavi, mor, yeşil gibi.
    - Rengin tonu, bir rengin açıklık ya da koyuluğudur. Bir renge beyaz boya kattıkça tonu açılır, siyah ekledikçe koyulaşır.
    - Renk yoğunluğu ise, parlaklık ile ilişkilidir. Yoğunluğu fazla olan renkler parlak renklerdir.

    Rengi oluşturan bu üç boyut içinde en önemlisi, rengin tondeğeridir. Bir görsel imgeyi en iyi tanımlayan unsur, içerdiği tonlardır,

    Renk. bir tasarımı meydana getiren yapıtaşlanndan biridir. Bu nedenle bir tasarımcının insanların renk tercihlerini göz önüne alması gerekir. Yeşil ve mavi renkler soğuk, kırmızı ve sarılar ise sıcak renkler olarak bilinirler. Soğuk bir renk olan maviyi, sıcak bir renk olan kırmızı ile karıştırdığımızda mora yaklaşan bir mavi elde ederiz.
    Bu renk maviye oranla biraz daha sıcaktır.
    Nötr renkler olarak adlandırdığımız griler ise. pigmentlerindeki karışıma bağlı olarak sıcak ya da soğuk olabilirler.

    Sıcak renkler, izleyeni uyarır ve neşelendirirken; soğuk renk­ler sakinleştirir ve dinlendirir. Lokantaların daha cok sıcak renklerle boyanmış olmasının nedeni insanların çabucak yemeklerini yiyip gitmelerini, hastanelerin soğuk renklerde boyanmasının nedesi ise panik haldeki insanların sakinleşmelirini sağlamak içindir. Soğuk renklerin aşırı kullanımında kasvetli ve moral bozucu bir etki ortaya çıkabilir. Yine sıcak renklerin fazla kullanımı, insanları şiddete yöneltebilir.

    Grafik yüzeylerde, sıcak renkler sayfadan çıkacakmış izlenimi verirler ve önde görünürler. En önde görünen renk sarıdır. Soğuk renkler ise uzaktaymış izlenimi verirler. Her rengin sıcak ve soğuk renklerden çeşitlemesi yapılabilir. Örneğin kır­mızı ve mavi karıştırılarak az soğuk bir renk elde edilebilir.


    Denge: Bir tasarımda denge unsuru gözetilmediği taktirde, ürün beklenen etkiyi yaratamaz. Burada sözü edilen denge, tasarımı oluşturan hareketli unsurların (Fotoğrafı tipografik veri­ler, ilüstrasyonlar vs.), belirlenen düzlem üzerinde dengeli dağılımıdır. Bir tasarımda iki farklı denge sistemi kullanılabi­lir: Simetrik ve Asimetrik denge.

    Simetrik denge: Resmiyetin, otoritenin vurgulana­cağı tasarımlarda tercih edilir. Diğer yandan simetri dürüst­lüğün, saygınlığın psikolojik simgesi olarak değerlendirilmek­tedir. Simetrik dengenin somut örneklerini doğada sık sık gö­rürüz. Örneğin İnsan gövdesi ve insan yüzü simetrinin en yakınımızdaki örnekleridir. Kitap, dergi, broşür gibi çok say­falı basılı materyallerde de simetrik denge uygumalanna çok sık rastlarız.

    Simetri; dengeli parçalar, dengeli sayfalar, aşağı yukarı aynı boyda sağ, sol, alt, ve üst boşluklar demektir. Simetrik düzenlemeler günümüzün grafik tasarım uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Asimetrik denge, birbirine benzemeyen ya da eşdeğer olma­yan görsel unsurlar arasında dinamik bir denge ya da ya da düzen sağlayan bir kavram olarak ele alınmaktadır. Simet­rik dengede olduğu gibi asimetrik dengede de bir optik ağırlık merkezi vardır. Ama bu merkez geometrik merkezden farklı bir konumdadır. Asimetride, büyük yazı küçük yazıyı, büyük görsel öge küçük görsel öğeyi ezer ancak sayfada yine de bü­ünlük hakimdir.

    Simetri de, asimetri de dostunuz ya da düşmanınız olabilir. Muhafazakar ve sakin bir imaj için simetriyi; çağdaş ye genç bir imaj için asimetriyi seçin.Simetride düzen ve kural, asi­metride rastlantı ve keyfilik egemendir. Simetri katılık ve sınırlılığı, asimetri ise hayatı, eğlenceyi ve özgürlüğü simgeler.

    Bütün bu söylenenlere rağmen, denge hiç bir zaman bir deli gömleğine dönüştürülmemelidir. Yani hiçbir tasarım ilkesi kesin bir kural niteliğinde değildir. Tasarımcı, gerektiği haller­de optik dengelerle oynayarak ilgi çekmeye çalışabilir. Ancak bu bilinçli bir seçim olmalıdır.

    Orantı ve Görsel Hiyerarşi: İki ya da daha çok sayıda görsel unsur, tasarım yüzeyinde birleştirilirken mutlaka bir orantı sorunu ile karşılaşılır. Tasarımcı, görsel unsurların orantısal ilişkilerinde değişken ya­pılar kurmaya çalışır. Çünkü, genişliğin uzunluğa, renkli ola­nın renksiz olana, bir ölçünün diğerine eşit olduğu tasarım­lar, tekdüze görünürler.
    Görsel hiyerarşi, tasarım içinde vurgulanmak istenen mesaja göre görsel unsurların ölçülenmesi anlamına gelir. Kimi tasa­rımlarda fotoğraf öne çıkarılırken, kimisinde tipografik un­surlar, kimisinde renk, hatta bazılarında tasarım yüzeyindeki beyaz boşluk öne çıkabilir..

    Boyut dışında renk tonlarını (açıklık, koyuluk) kullanarak ya da unsurları uzak yakın konumlandırarak da görsel hiyerar­şi yaratılabilir. Hatta bazen hiyerarşik yapı içindeki unsurlar çatıştırılarak hareketli tasarımlar elde edilebilir. Örneğin görsel unsurlardan biri boyutuyla, diğeri rengiyle ön plana çıkarılabilir.

    Devamlılık : Okuyucunun gözü, tasarım yüzeyinde belli ilkeler doğrultu­sunda hareket eder. Göz hareketlerinin ustaca değerlendirildiği bir tasarım daima hedefine ulaşır.

    Göz alışkanlık gereği soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru bir yön izler. Gözün yatay hareketleri dikey hareketlerine gö­re daha kıvrak ve hızlıdır. Aynca göz; büyükten küçüğe, ko­yu renkten açık renge, renkliden renksize, alışılmamış olan­dan alışılmış olana doğru bir yol izler.
    Göz bir unsurdan digerine doğru kesintisiz geçişler yapabili­yorsa, devamlılık sağlanmış demekir. Devamlılık görsel unsurlann boyutları ve biçimleri arasında oluşturulan benzer­likler, tekrarlamalar ve görsel hiyerarşi ile sağlanabilir.

    Tek bir tasarım içinde olduğu kadar dizi oluşturan bir çok tasarım arasında da devamlılık sağlanabilir. Örneğin bir der­ginin, kitabın sayfalarında, dizi oluşturan kitap kapaklarında bir bütünün parçalan olduğu izlenimi yaratmak için devam­lılık sağlayan unsurlar kullanılabilir. Yani bir yayınevinin dizi kitaplarının kapaklarında fotoğraf yada İllüstrasyonun, yazar adının, logonun aynı yerde kullanılması, aynı yazı karakteri­nin tercih edilmesi görsel devamlılığı sağlar.

    Bütünlük: Tasarım ilkelerinden belki de en çok dikkat edilmesi gerekeni bütünlüktür. Bir tasarımda bulunan görsel unsurlar bütünlük oluşuturacak şekilde biraraya getirildiğinde etkili olurlar. Aynı temel biçime, dokuya, boyuta, renge ya da duy­guya sahip öğeler bir tasarımda bütünlüğü oluştururlar.

    Tasarımcı bütünlük oluşturmada bazı farklı yöntemlere baş­vurabilir:

    Bordür: Tasarım yüzeyini çevreleyen bordürler bütünlük sağlamada kullanılabilirler. Bordürler arası ölçü, üslup gibi benzerlikler, bir tasarımı bütünlüğe ulaştırabilirler.

    Beyaz boşluk: Gerekli yerlerde beyaz boşluklar bırakılarak bir tasarımda bütünlük sağlamak mümkündür.

    Eksen: Bir grafik tasarım yüzeyinde bütünlük oluşturmada en yaygın kullanılan yöntemlerden biri eksen kullanmaktır. Bir tasarım yüzeyinin çatısı en az iki olmak üzere, üç ya da daha fazla yatay ve dikey eksenden oluşur. Resimle tipografıyi aynı hizada yerleştirmek için eksenlerden yararlanırız.

    Üçnokta yöntemi : Tasarımcılar, kompozisyon yüzeyinde be­lirledikleri üç odak noktasını tasarımın bağımsız birimlerini birbirine bağlayan unsurlar olarak kullanabilmektedir. Göz, bir yüzey üzerinde yer alan üç unsuru hayali çizgilerle birleş­tirerek bir üçgen oluşturmakta ve tasarımı bir bütün olarak algılamaktadır.

    Sayfa tasarımında, karşılıklı sayfalar arasında bütünlük sağ­lamak için şu yöntemlerden yararlanabiliriz: Her iki sayfada da; aynı rengi, yazı karakterini ya da tasarım üslubunu kul­lanabiliriz. Sol sayfadaki eksenin konum ve ölçüsünü sağ sayfada yineleyebiliriz.

    Vurgulama : Hangi görsel unsuru (başlık, metin, fotoğraf vb) vurgulayacaksak önceden karar verip ona göre boyut büyütme koyu ton ya da canlı renk kullanımı gibi vurgulama yöntemlerini denemelidir.

    Unutmayınız!.. Bir tasarım yüzeyinde herşey aynı anda vurgulanmak istenirse vurgu kavramı yok olur. Vurgulayıcı un­sur; konuya, müşterinin beklentilerine ve hedef kitlenin özel­liklerine göre değişebilir.

    Vurgulama; ön plana çıkarılması gereken unsur ile ikinci planda kalması gereken unsurlar arasında gerçekleştirilecek bir yön. boyut, biçim, doku, renk, ton ya da çizgi kontrastı ile gerçekleştirilebilir.





  9. Ziyaretçi
    aradğım buydu.herşey için teşekkürler

  10. LéRa
    Yeni Üye
    önemLi değiL ArkaDaşım

  11. forever_mk
    Yeni Üye





    teşekkürler aradığım buydu

  12. Ziyaretçi
    arkadaşlar mimarlık 1.snıfım hocamz bzdn bu hfta ödev olrk belirli bir zemin içindeki şeklin eriyip gtmesini istedi szce nsl brşey ypblrm serbest formda çlşcz fkr vrrsenz çok svnrm?

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
temel tasarım dersi,  temel tasarım ders notları,  temel tasarım elemanları,  temel tasarım 1 ders notları,  temel sanat eğitimi ders notları
5 üzerinden 3.50 | Toplam : 2 kişi