+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden Osmanlı İlmiye Teşkilatı Hakkında Genel Bilgiler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. RüzgarGülü
    Bayan Üye


    Osmanlı İlmiye Teşkilatı Hakkında Genel Bilgiler





    Osmanlı İlmiye Teşkilatı Hakkında Genel Bilgiler Forum Alev
    Osmanlı İlmiye Teşkilatı

    Medreselerde, eğitim ve öğretimin yaptırılması, dini hizmetler ve yargı mekanizmasının işletilmesi ilmiye teşkilatı tarafından sağlanıyordu. İlmiye teşkilatının başında “Şeyhülislam” bulunurdu. Şer’i hukuk sistemi içinde ondan bağımsız ama onun bir parçası olarak “ifta” (fetva)kurumu bulunurdu. Bu müessesenin görevi şer’i sorunların hukuken çözümlenmesi için İslam Hukuku kriterlerine dayanan yorumlarla geçerli yolları belirlemekti. “Kaza” ise şer’i kurallara dayanan hükümlerin oluşturulması anlamında olan yargılamayı ifade eder. İfta müessesesinin başında da şeyhülislam bulunurdu.
    İlmiye teşkilatı içindeki terfilerde belirli bir hiyerarşiye göre yapılmaktadır.
    İlmiye sınıfı şeyhülislam, Rumeli ve Anadolu Kazaskerleri, İstanbul ve diğer büyük vilayet kadılıkları ile devletin en yüksek ricaline sahipti.
    Şeyhülislamların yevmiyesi önceleri 100 akçe iken Sultan II. Beyazıd devrinde 150 akçeye, Kanuni Sultan Süleyman zamanında akçeye çıkarılmıştır.
    İlmiye zümresinin alt tabakalarında ücretlerini çeşitli vakıflardan alan binlerce kişi (günümüzde din görevlisi hizmetini gören) “hademe-i vakıf” sınıfını oluşturuyordu. On altıncı yüz yılın ikinci yarısında imamlar 2-15 akçe, müezzinler 2-7 akçe, hatipler 2-30 akçe arasında yevmiye almaktaydı. Diğer ilmiye sınıfı üyeleri günlük 1-5 akçelik ücretle türbe ve mezarlıklara bakarlar, ölüler için dua okurlardı.
    Çeşitli tarikatların dünya görüşünü uygulamalı olarak öğreten şeyhler ise 8-30 akçe arasında yevmiye alıyorlardı.
    1.SİLK-İ TEDRİS (ÖĞRETİM GÖREVLİLERİ)
    Medreseden mezun olanlar müderrislik veya kadılık mesleklerinden birini seçerek göreve başlayabiliyorlardı. Göreve atanmak için bekleyenlere yani boşta olanlara “mülazemet” deniyordu. Bir süre hizmet verdikten sonra kadılığa ya da müderrisliğe geçmek isteyenlerinde yeni görevlerine atanmak için beklemeleri gerekiyordu.
    a. Müderrislik
    Müderrisliğin “Kibar-ı müderrisin” ve müderrislik olmak üzere iki sınıfa ayırmak mümkündür. Fakat uygulamada on iki derece yer almaktadır:
    1- İbtida-yi Haric
    2- Hareketi-i haric
    3- İbtida-yi Dahil
    4- Hareket-i Dahil
    5- Musile-i Sahn
    6- Sahn-ı Seman
    7- İbtida-yi Altmışlı
    8- Hareket-i Altmışlı
    9- Musile-i Süleymaniyye
    10- Havamı-i Süleymaniyye
    11- Süleymaniyye
    12- Dar ül-Hadis
    Bunlardan birinci ve ikinci sıradakiler ilköğretim, üçüncü ve dördüncü sıradakiler orta tahsil, beşinci ile onuncu arasındakiler yüksek tahsil derecesindedir. Ancak on ikinci ve en yüksek mertebe olan Dar ül Hadis’tir. Dar ül Hadis hepsinin üstündeki ve diğer müderrislerin reisidir.
    Medreseler, müderrislerin günlük ücretlerine göre de derecelendirilmiştir. Bu derecelendirmede, okutulan dersler ve müderrislerin yevmiye gelirleri esas alınırdı. Örnek verecek olursak muallimler 3-10 akçe, kalfa adı verilen yardımcısı ise 2-3 akçe yevmiye alırdı.
    Müderrisler toplum içinde büyük itibar görürlerdi. Bundan dolayı da daha yüksek gelirleri olan makamlara tayin ediliyorlardı. Örneğin; eyaletlerde kadı, nişancı, defterdar gibi görevler.
    Müderrislerin teşrifatçı olan mevkileri kanunla belirlenmiştir. Elli akçeli müderrisin “Reis-ül Küttab” ve “defter emini”nin üstünde bir yetkisi vardır.
    Tevkii Kanunnamesi’nde “Müderrisin birbirlerinin üstünde olmaları meslekteki kıdemlerine bağlı olduğu” yazılıdır.
    Hariç medreselerin müderrisleri kasaba kadılarının önündeydi. Ayrıca öncelik tamamıyla bağımsız değildir. Karşılaştırma yapılırken ilim, irfan, kişilik ve kıdem göz önünde bulunduruluyordu. Tanınmış bir kasaba kadısı sıradan hariç müderrislerin önüne geçirilirdi.
    b. Hekimbaşılık
    Hekimbaşı ilmiye sınıfından olup, ülkenin en tanınmış, en bilgili hekimi olarak seçilirdi. Asıl görevi Padişahın özel hekimliğini yapmak ve Padişahın sağlığını korumaktır. Bundan dolayı da yemekler sırasındaki gibi her zaman Padişahla beraber bulunurdu. Padişah yanında sefere çıkar ve hekimbaşına “menzil taymutı” adıyla yüksek bir tahsisat verilirdi.
    Eğer padişah hekimbaşılarla özel görüşmek istedikleri zaman davet yazıları gönderiyorlardı. Bu yazılar samimi, hatta saygılı denecek şekildeydi.
    Ayrıca hekimbaşılar tüm sağlık işlerinin başındaydılar. Cerrahbaşı’na bağlı “Saray cerrahları”nın görevi şehzadelerin sünnetlerini yapmak ve saraya alınacak olan hadım ağalarının muayeneleri idi.
    Sarayda cerrahbaşı, cerrahlar, göz hekimleri, saray dışındaki hekimler, diğer sağlık personeli ve müneccimler hekimbaşına bağlıdır. Bu kişilerin seçimi, görevden alınması ve atanması hekimbaşı tarafından yapılırdı.
    Bir hekim dükkan açma izni önce si hekimbaşına başvururdu. Hekimbaşı incelemeler yapar, hekimin yetkili olduğuna karar verince buna bir senetle resmi ruhsat verilirdi.
    Hekimbaşıların makamı Topkapı Sarayı’nda Fatih zamanında yaptırılmış olan “Başlala Kulesi”dir. Burada bir eczane bulunuyordu. Hekimbaşıları eczacının başında durur, padişah ve hanedan için gerekli ilaçları yaptırırlardı.
    Tıp öğretimi ve eğitimi hastanelerde sağlık hizmetleriyle birlikte yapılıyordu. Usta-çırak eğitimi sürdürülüyordu. Darüşşifalarda görev yapan tabipler günlük 15-30 akçe, hekimbaşılar 500 akçe alıyorlardı. Bunun dışında Gelibolu, Aydın ve Tekirdağ arpalıklarının gelirleri de vardır.
    c. Müneccimbaşılık
    Osmanlı bürokrasisinde müneccimbaşı seçilebilmek için öncelikli şart ilmiye sınıfı mensubu olmaktır. Müneccimbaşı olarak tayin edilecek kişi önce Hekimbaşı tarafından seçilir ve şeyhülislamlara arz edilir. Daha sonra sadrazamın özeti ile durum padişahın onayına sunulurdu. Onay alındıktan sonra, ruus defterine kaydedilirdi ve “Sadrazam buyruldusu” ile yapıldığı yazılırdı.
    Müneccimbaşıların yardımcılarının tayinleri yapılırken de müneccimbaşıların tayinleri sırasında izlenen yol izlenirdi. Resmi yayın işinden sonra Sadrazamın huzurunda hilat giyme töreni yapılırdı.
    Müneccimbaşı olabilmenin bazı şartları vardı. Takvim hesabı yapmak, yıldızların ve burçların tabiatlarını, mizaçlarını bilmek, yıldız hareketlerini hesaplayabilmek, takvim yapmayı bilmek gibi.
    2.SİLK-İKAZA (YARGIÇLIK YOLU)
    Silk-i kaza’daki mertebeler; Kuzat (Yargıçlar), Devriye Mevleviyetleri, Mahreç Mevleviyetleri, Bilad-ı Hamse Mevleviyetleri, Haremeyn-i Muhteremeyn Payesi, İstanbul Kadılığı, Kazaskerler şeklinde alt mertebeye doğru sıralanır.
    a)Kaza
    Kuzat; ilmiye sınıfının işlerini yürüttükleri makamların dışında kalan belde kadılarıdır. Aslında devletin en yüksek makamlarından biri kadılıktır. Fakat bir kadının yetkisi tayin olduğu kaza sınırları içerisinde geçerliydi. Kadılar kazaskerlere bağlıydılar ve 130 akçelik kadılara kadar kazaskerler kendileri tayin ederlerdi.
    Görevleri
    Kadıların başlıca görevleri, tayin edildikleri kazalarda, asliye, hukuk ve ceza davalarına bakmak, idare hukukunu uygulamak ve kamu hukukunu korumaktı.
    Yani;
    • Halk arasındaki hukuk ve ceza davalarına bakardı.
    • Nikah kıyar yada bunun için imama “İzinname” verirdi.
    • Boşanma sırasındaki mal paylaşımı, nafaka gibi hususlarda karar verirdi.
    • Tayinler için Divan-ı Hümayun’a gerekli arzları yazar.
    • Her hangi bir vakfa ait han, hamam, dükkan gibi yerleri kiraya verir ve bu konudaki resmi işlemleri sicile geçirirdi.
    • Merkezden, beylerbeyine, sancakbeyine, bizzat kadıya ve her derecedeki diğer makamlara yazılan emir ve fermanların yasal geçerliliği olabilmesi için bir kopyası onaylayarak “Şeri’iyye Sicili”ne aynen kaydederdi.
    • Yeni tayin olanların beratlarını sicil defterine geçirirdi.
    • Arazi, emlak, alış-veriş işlerini sicile kaydederdi.
    • Günümüzdeki noterin yaptığı işi yapıyordu. Kefalet, vekalet, mukavele, vasiyet, senet, borçlanma gibi.
    • Şer’iyye sicillerine geçirilen belgelerin onaylı örneklerini harç karşılığında ilgililere verirdi.
    • Esnafa ve halka Divan’ın emirlerini ve ek vergi isteklerini bildirirdi.
    • Esnafın sorunlarını çözerdi.
    • Şehir ve kasabaların belediye işlerine bakardı.
    • Seferler sırasında ordunun mühimmatının hazırlatılması, ordunun menzil işlerinin düzenlenmesi, seferden kaçanların cezalandırılmasını sağlardı.
    Kaza kadılıkları Rumeli, Anadolu ve Mısır’daki kazaların kadılıkları olmak üzere üç sınıftı; Rumeli’de kadılık edenler Rumeli Kazaskeri defterinde kayıtlı olduklarından bunlar Anadolu kadılığına geçemezlerdi. Rumeli’deki kazalarda terakki etmek suretiyle kadılık ederlerdi. Keza Anadolu Kazalarında kadılık edenler de Anadolu Kadılığı defterinde kayıtlı olmalarıyla orada devir yaparlardı.
    Maaşları
    Kadılar devletten maaş almıyorlardı. Görülen davalar ya da yapılan diğer hukuki işlemler üzerinde yüzde hesabıyla harç alıyorlardı. Kadıların yardımcılarına “Kassam” deniyordu. Şer’iyye sicillerinde kadıların aynı zamanda Kassamlık görevini de üstlendikleri görülüyor. Kassamların da maaşı yoktu. Ölen kişinin bıraktıklarını paylaştırdıklarında belli bir payını tahsil ederlerdi. Yani vefat etmiş bir kimsenin terekesini varisleri arasında taksim eden şer’i memura kassam denirdi. Osmanlı Devleti’nin şer’iyye teşkilatında kazasker kassamları ve şer’i mahkemelerde bulunan kasamlar olmak üzere iki sınıf kassam vardı.
    b)Devriye Mevleviyetleri
    Müderrisler bir yıl görev yaptıktan sonra devriye mevleviyeti statüsüne ulaşırlardı. Devriye kadıları “Kütahya, Çankırı, Sivas, Konya, Erzurum, Van, Maraş, Diyarbakır, Antep, Adana, Bağdat, Beyrut, Trablusgarb, Filibe, Ruscuk, Bosna gibi kentlere atanıyorlardı.
    c) Mahreç Mevleviyetleri
    Devriye mevleviyeti görevini tamamlayanlar mahreç mevleviyeti payesine yükselirdi. Yani mahreç mevleviyeti, devriye mevleviyetinin bir üst makamıdır. Burada da görevini tamamlayanlar Bilad-ı Hamse sırasına girerlerdi.
    d) Bilad-ı Hamse Mevleviyetleri
    Bunlar; Mısır, Şam, Bursa, Edirne, Filibe kadılıklarıdır. Bu beş kadılığın dereceleri birbirine eşittir. Bilad-ı hamse mevleviyeti Mahreç mevleviyetinin üst payesidir. Bilad-ı hamse mevleviyeti payesini almış olan kişiler için “Faziletlü” lakabı kullanılırdı.
    e) Haremeyn-i Muhteremeyn Payesi
    Bir yıl bekleme süresi geçirenler bir üst paye için sıraya girmeye hak kazanır ve bu payeye ulaşırlardı. Bu paye Mekke ve Medine kadılıkları demekti.










  2. Tohat
    Özel Üye





    İlmiye teşkilatının alanı çok genişti. Eğitim öğretimden, şeri konular, dini ve yargı hizmetleri ilmiye teşkilatı adı altında toplanmış ve tüm bunlardan şeyhülislam sorumludur.









+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
osmanlıda ilmiye teşkilatı,  osmanlı toplum yapısı hukuk sistemi ilmiye teşkilatı,  osmanlı ilmiye teşkilatı,  osmanlı ilmiye teşkilatı hakkında genel bilgiler,  osmanlı toplum yapısı hukuk ve ilmiye teşkilatı
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi