+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden II. Bâyezid’in, oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir. ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Fatal
    Özel Üye


    II. Bâyezid’in, oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir.





    II. Bâyezid’in, oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir. Forum Alev
    II. Bâyezid’in, oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir. Böyle bir iddianın aslı var mıdır?

    Yavuz’un tahta geçmesinin, Osmanlı Devleti’nin içte ve dışta çok sıkıntılı günler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu’nun Şiîleşmesiyle gerçekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir döneme rastladığını çok iyi biliyoruz. 1512 yılının 24 Nisanında sultân olan Yavuz, istirahata çekilmek üzere Dimetoka’ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış, elini öpmüş ve atının yanında yaya yürüyerek gereken saygıyı göstermiştir. Hatta Kırım Hanı’nın Şehzade Ahmed’e karşı kendisine destek va’d etmesi karşısında, Yavuz’un şu sözleri söylediği kaynaklarda ifade edilmektedir:
    "Biz saltanat sevdası için İstanbul’a varmadık. Belki babamız yaşlı ve hasta olduğundan, işleri vezirlere havale etti; düşmanlarımız bunu fırsat bilerek halkı isyana teşvik ettiler ve ihtilâller çıkardılar. Kardeşlerimde hevâ ve heveslerinde olup, düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. Gayemiz devleti ve dini korumaktır. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular. Ne yapalım. Kader böyleymiş. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz".
    Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir?
    A) Bazı Osmanlı kaynaklarında, II. Bâyezid’in Dimetoka’ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği, bazı kaynaklarda ise, yaşlılık, yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67’ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir.
    B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri, sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek, bu şahadetin sebebini açıklamazlar. Bu şahadet, manevî şahadet olarak da düşünülebilir.
    C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise, sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler; ancak Yavuz’un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler.
    D) Peçevî ve Şem’dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise, Yavuz’un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak, babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. Yunan ve Bizans tarihçileri, bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır.
    Bizim kanaatimize göre, en doğru kaynak, Yavuz’un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed’in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki, bu dilekçesinde, İstanbul’dan çıkarılan babasının Karlıdere’de hastalanarak vefat ettiğini, ancak halk arasında, vefatına kardeşi Selim’in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. Uzunçarşılı ve Pakalın’ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu, Yavuz’un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62.
    64. Osmanlı Hukukunda afyon, esrar ve kokain yasak mıdır? II. Bâyezid’in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur?
    Önce şunu ifade etmeliyiz ki, İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda, afyon, kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler, haram kabul edilmiş ve böyle uyuşturucuları kullananlara ta’zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. Bu tür uyuşturucular Hz. Peygamber’in devrinden sonra ortaya çıktığından, uyuşturucu maddelerin haram olduğu, diğer içkilere kıyasla ve içtihâd yoluyla sabit olmuştur. Ancak Hz. Peygamber’in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki, bu tür maddelerin, günümüzde modern usullerle tıp dünyasında kullanılması o zamanlar için söz konusu olmadığından, hastaların ilaç olarak kullanmaları ile keyif ehlininde hevâ ve heveslerinde olup, düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. Gayemiz devleti ve dini korumaktır. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular. Ne yapalım. Kader böyleymiş. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz".
    Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir?
    A) Bazı Osmanlı kaynaklarında, II. Bâyezid’in Dimetoka’ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği, bazı kaynaklarda ise, yaşlılık, yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67’ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir.
    B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri, sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek, bu şahadetin sebebini açıklamazlar. Bu şahadet, manevî şahadet olarak da düşünülebilir.
    C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise, sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler; ancak Yavuz’un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler.
    D) Peçevî ve Şem’dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise, Yavuz’un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak, babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. Yunan ve Bizans tarihçileri, bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır.
    Bizim kanaatimize göre, en doğru kaynak, Yavuz’un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed’in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki, bu dilekçesinde, İstanbul’dan çıkarılan babasının Karlıdere’de hastalanarak vefat ettiğini, ancak halk arasında, vefatına kardeşi Selim’in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. Uzunçarşılı ve Pakalın’ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu, Yavuz’un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62.

    Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, nr. 3062;
    Âli, Künh’ül-Ahbâr, Süleymaniye Kütp. Es’ad Efendi, nr. 2162, vrk. 213/b;
    Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sh. 203;
    Solakzâde, sh. 348-349; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 245;
    Hezarfen Hüseyin Efendi, Tenkîhu Tevârîh-i Mülûk, Süleymaniye kütp. H. Ali Paşa, nr. 732, vrk. 140/b;
    Akman, Kardeş Katli, sh. 72-76;
    Peçevî İbrahim Efendi, Tarih, I-II, İstanbul 1281-83, c. I, sh. 430;
    Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, c. IV, sh. 86;
    Şem’dâni-zâde Süleyman Efendi, Mürî’üt-Tevârîh, İstanbul 1338, sh. 507.










  2. Ziyaretçi





    Ben zannetmiyorum Yavuz Sultan Selim'in Babası II.Bayezid'İ zehirlettiğini.









+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi